DEDEKTİF-2

                                                           Aynı güne yeni bir uyanış: Gözlerini açtığında kasları ve kemiklerinin titreşimi kulaklarına ulaşıyordu. Başlangıçta etrafını görmekte zorlandı. Nereye baksa sisten bir perdenin ardına gizlenmişti her şey.

                                                          Öldüğünü düşündü. Bu kadar saçmalık ve anlamsızlık dolu hayatta sonsuza kadar uyumaya '' Hayır '' demezdi asla. Ancak hayali bir kez daha boşa çıktı. Bilekleri acıyordu. Ellerini oynatmaya çalışsa da sert çeliğin içinde, sadece birazcık kıpırdatabildi. Karşısında aynı buz gibi güzel yüz, gözlerinin alevi ile buzu birbirine karışmış, en son gördüğü kişi oturuyordu. Sorgu odası olduğunu düşündüğü yerin ortasında uzun bir masa vardı, yan yana üç floresan ile aydınlanıyor, odanın geri kalanı yerine merkezine ışık dolduruyordu.

                                                        '' Neresi burası ? Guantanamo gibi bir yer mi ? ''

                                                        '' Asla tahmin edemezsin '' derken güzel kadının dudağının sol tarafı hafifçe yukarı kıvrıldı '' Zaten asla da bilemeyeceksin ''

                                                       '' İstihbarat örgütüvari bir gizlilik demek... Çok mu Hollywood filmi izlediniz ? ''

                                                       '' Çok büyük bir acı '' dedi beriki '' Alaycılıkla gizlenmeye çalışılan dev bir acı hissediyorum '' Ayağa kalktı, birkaç adımda masanın kenarına, Hakan' ın hemen karşısına tünedi. Hakan rahatsızca gerilip sandalyede kaydı '' Senin şu meşhur saygı - nefret bileşimin... Kadınlar arasında çok meşhurmuş. Hatta duyduğuma göre ünlü bir aktörün masasındaki güzel kadınları peşinden sürüklemişsin ''

                                                      Podyumpark' ta kafa dinlemeye gittiği geceyi hatırladı. İstanbul' da yaşayan ama seyirci kitlesi geniş bir dizi için Bursa' ya gelen yakışıklı ve uzun boylu aktör masasına gelip davetsizce oturmuş, danışmanlık ve en az iki ay yetecek bir meblağ teklif etmiş, Hakan '' Gölge etme başka ihsan istemez '' diyerek masadan kalkmış, ona yiyecekmiş gibi yaklaşan esmer ve sarışına bakmadan, yanlarından geçmek için izin istemiş, arabasına yürümüştü. Mekandan çıktığında, bir güvenlik görevlisi, aktör ve kızların şaşkın suratlarla onu birkaç adım takip ettiğini, ardından kızların aktörle küfürleşmeye varan bir tartışmaya girdiğini kahkaha atarak anlatmış, '' Taşaklı adammışsın '' demeyi de ihmal etmemişti.

                                                   '' Fazla yakınlığı sevmem '' diyebildi.

                                                   '' Sende doğal bir yetenek var Hakan Erdem '' dedi genç kadın '' Merhamet ve adalet duygusunun pekiştirdiği bir suçlu zihnine sızma yeteneği: Bundan asla kaçamıyorsun. Ne içmen fayda ediyor ne de uyku hapların. Değil mi ? '' Masaya yumruğunu indirdi ve '' Başla '' diye bağırdı. Odanın diğer ucundaki duvarda kanlı cinayet mahalleri ve ortalarında dehşet ve şaşkınlığın donup kaldığı tüyler ürpertici yüz ifadeleriyle dolu fotoğrafların arka arkaya sıralandığı sinevizyon gösterisi başlayınca Hakan mesleki bir merak ve yabancı, kötü zihinlerin heyecan duygusuyla karışık görüntüleri seyretti.

                                                 '' Sana kaybettiğin hayatı geri veriyorum '' dedi ajan. Bunu sarf ederken yüzünde renkler oynaşıyor, mesleki soğukluğunu dağıtmayaysa yetmiyordu.

                                                '' Bana iki gün ver '' diye mırıldandı Hakan tavizsizce '' Önce şu kelepçelerin anahtarını bul ''.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ANLAM

RAHATSIZ EDEN ŞEYLER

DEDEKTİF(1)