DEDEKTİF(1)

                             Cızırdayan floresanın zayıf ışığının altında, Hakan Erdem’ in yorgun gözleri usul usul aralanırken, ilk başta nerede olduğunu anlayamadı. Akciğeri sızlıyordu, belki de o kurşunu mucizevi biçimde çıkartıp kanamasını durdurmuşlar, ameliyattan çıktığının ertesinde yoğun bakımda uyanma safhasına geçmişti. Bir başka ihtimal de, Tanrı’ yı çoktan unutmuş olsa da, kendisini nihayet hatırlamış olması ve bir meleğini göndermiş olmasıydı. Zihninden bir an için Scorpions’ un ‘ Send me an angel ‘ şarkısı geçti.

                            Yine gereksiz derecede büyük salonundaydı.    Boşalmış şişeler, yırtık sigara paketleri, kırıntıların arasındaki boş ve buruşuk kese kağıtlarının arasında, spazm ve ağrılar eşliğinde yatıyordu. Van Gogh’ un taklit tablosu da, büyük ekranlı televizyon da yerdeydi. Boya parçaları ve cam kırıklarından bazıları ellerine ve yüzüne bulaşmıştı.

                             Tabancası sağ elinin altındaydı. Zorlukla başını kaldırdı, karşısındaki duvardaki kurşun deliğini fark edince, “ Sarhoşken kafana sıkma aptal herif “ diye söylendi. Evden en son çıkmasının üstünden 28 gün geçmişti, bu isimde bir filmin zombi istilasından bahsettiğini hatırlayınca acı acı gülümsedi. Şanssız ve dibe vurmuş hayatına tam da bu yakışırdı.

                             Kapı çaldığı sırada acı dolu tebessümden gözyaşlarıyla dolu bir kahkahaya uzanan bir tecrübe yaşamıştı bile. 

                             “ Hakan Erdem ! MİT ! “ diyen enerjik kadın sesi karşısında sessiz kaldı. 

                              ‘ Keşke sonsuzluk beni tam şu anda yutsa ve geriye benden hiçbir şey kalmasa…’ diye mırıldandı ya da öyle sandı, çünkü kapıdaki kadın bu sefer “ Seni duyuyorum başkomiser ! Aç kapıyı ! Öldürdüğün şahsın 15 yaşında 15 sabıkası vardı ! Bunu düşün ! “ diye yüksek sesle konuşmaya koyuldu.

                              Çocuk bıçağı kaldırıp ihtarı duyduğu anda başını çevirince alnının tam ortasına saplanan mermi Hakan Erdem’ in kalbine bıçak gibi saplandı adeta. Kapıyı araladı.

                               Genç kadın en fazla 26 ya da 27 yaşındaydı. Mesleki soğukluk ve çatık kaşlarının kattığı buzdan soğuk ifade olmasaydı yüzü güzel bile sayılabilirdi. Siyah takım elbisesinin içine beyaz bir gömlek giymişti. Parlak, siyah  makosenlerinin üzerinde, tüm ciddiyetiyle 1.75 dikiliyordu.

                             “ Git ! “ dedi Hakan “ Beni rahat bırak ! “

                             “ Olmaz “ dedi ajan “ Benimle gelmelisin. Emir Ankara’ dan geliyor “.

                              “ Git ! “ diye tekrarladı Hakan, dişlerini sıkıyordu.

                               “ Bunu tahmin etmiştim “ dedi kadın ve elektroşok cihazını Hakan’ a hızla dayadı. Hafif bir cızırtıyı karanlık izledi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ANLAM

RAHATSIZ EDEN ŞEYLER